Aramızdan ayrılalı tamı tamına 5 yıl oldu. Şarkılarıyla kimi zaman dertlendik, kimi zaman oynadık. Belki okumadı, saz çalmayı tercih etti ama onun yüreğinde ilim irfan yatıyordu. Spordan, siyasetten anlamasa bile eşitlikçi olurdu. Söylediği sözler yerinde olurdu. Paraya düşkünlüğü yoktu, garibanlar da gelebilsin diye çoğu konserini halka açık yapardı. Devlet sanatçısı olmayı teklif ettiler. Ama Neşet Ertaş “ben halkın sanatçısıyım” diyerek devlet sanatçılığını reddetti.

  • Ceketinin önünü açmak için bile seyirciden izin isteyen, dinleyicisine “ayaklarınızın türabı, gönülleriniz hizmetçisiyim efendim” diye seslenen bir insandı.

  • Konserini ısrarlar üzerine iyice uzattıktan sonra “evde hanım bekler, onun sıcaklığına da ihtiyacım var, müsaade buyurursanız” diyebilecek kadar samimi bir tevazu ustasıydı o.

  • Aydost dediği zaman harbiden yeri göğü inletirdi, sazını çalarken kendinden geçer, tüyleri diken diken yapardı.

  • Halk konserlerini tercih ederdi Neşet Baba, garibanlar da gelebilsin diye. Bir lafı vardır Neşet Baba’nın “Garip olmayan bilmez, gariplerin halinden…

İnsan ölünce kıymete biniyor. Neye yarar ki Neşet’siz hayat, aklına gelir sadece içersin işte…

Neşet Baba’ya
Saygılar…

One thought on “Bozkırın Tezenesi – Neşet Ertaş (Saygı ve Özlemle)”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir