Yeşilçam’ın ‘Kötü Adamı’ olarak tanınan Erol Taş 19 yıl önce (8 Kasım 1998’de) geçirdiği kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrıldı. Peki Erol Taş normal hayatında nasıl bir insandı. Gelin hep beraber tanıyalım.

  • Erol Taş 2 yaşında ki babasını kaybetmiştir. Bunun ardından ailesiyle birlikle İstanbul’a taşınmıştır. Hayat şartları o zaman zor olduğu için geçim derdi de bunları bulmuştur. Erol Taş küçük yaşlarda okulu bırakıp çeşitli işlerde çalışmıştır.

  • Boksörlük ile uğraşmıştır ve 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazanmıştır.

  • Üç yıllık vatani görevini yaptıktan sonra Cankurtaran da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı.

  • Erol Taş sinema ile tanışmasını şöyle anlatmıştır: Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey’in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, ‘Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın’ diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.

  • 18 Ağustos 1965 yılında eşini kanser sonucu kaybetmiştir ve üç çocuğuna hem annelik hem babalık yapmıştır.

  • 600’e yakın sinema filmde oynayan Erol Taş sinemayı bıraktıktan sonra İstanbul Cankurtaran’da kendi adına ait bir kahvehane açar. Ölene kadar orada kahve dükkanını işletir. Gelen dostlarına ikramlarda bulunur. Müşterileriyle sürekli iç içeydi.

  • Yeşilçam’ın büyük oyuncusu 1998’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir