Patron Kim?

Patron Kim?

Merhaba, bir önceki yazımda amnezi türlerinden olan retrograd ve anterograd amnezileri anlatmıştım. Bir önceki Yitik Anılar adlı yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazımda ise id, ego ve süperego kavramlarından sizlere söz etmek istiyorum. Elbette bundan söz ederken en çok atıfta bulunacağımız bu görüşü ortaya koyan Freud olacaktır.

Freud’a göre insanın doğuştan getirdiği bir takım id’leri vardır. İd kavramını kısaca ve en genel tanımıyla haz olarak ele alabiliriz.

İd, bir şeyi ister ve onun derhal hemen meydana gelmesini ister. Örneğin; henüz yeni doğmuş bir bebek acıktığı zaman ağlama davranışını açığa çıkarır. O bebekte henüz ego ve süperego’dan söz etmek mümkün değildir. Bu yüzden acıktığında derhal açlığının giderilmesini ister. Yaşı ilerledikçe ego oluşur.

Ego, id’in isteklerini doğru zaman ve koşulda gerçekleştirme görevindedir. Ego ile id geçici süreliğine baskılanır ama uygun zaman ve koşul oluştuğu anda tekrardan açığa çıkar. Buna örnek olarak ebeveyni meşgul bir çocuğun acıktığında beklemesi ve ebeveyninin meşguliyet durumu ortadan kalktığında açlığını dile getirmesi gibi. Ego bir bakıma id’e hizmet eder. Birey büyüdükçe çevresiyle etkileşimi sonucunda süperego gelişmeye başlar.

Süperego, id’in isteklerini belli bir ahlak çerçevesinde gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğine karar veren mekanizmadır. Süperego id’in isteklerini alır, eğer bu istekler toplumun normlarına ters düşmüyor ve kabul görüyorsa gerçekleştirir, kabul görmüyorsa gerçekleştirmez. Psikopatolojik herhangi bir durumun açığa çıkamaması için id, ego ve süperegonun birbirine uygun ve uyumlu çalışması gerekmektedir.

Herhangi birinin baskılayıcı nitelikte olması bireyde psikopatolojiye sebep olabilir. Eğer bu konu ilginizi çektiyse Sigmund Freud‘un “Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve Id” adlı kitabını okuyabilirsiniz.

Ayrıca “Psychology Final – Id, Ego, Superego” adlı kısa filmi izleyebilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.